londra 2012 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
londra 2012 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Gidiyorum şimdi elimde çanta

baştan söliyim ne olimpik sporcuyum ne de derya büyükuncu gibi 6 kez katılıp oralarda bulunmuşluğum var,hayatımda bi kere yurtdışına çıktım onda da neyse konumuz o değil şimdi.olimpiyat başlamadan önce akrabalarımdan biriyle iddiaya girdik,1 altın bile alamayacağımızı iddia ediyordu kendisi ve abim dediğim bi insan olmasa orda totomu açar sol lobumun kahkahalarını ona doğru serbest bırakırdım ama saygı şeysinden şey edemedik işte.dedim ne 1 altını kafadan 5 altınımız var,hatta 2008e göre(1 altın,4 gümüş,3 bronz) patlama bile yaparız diye aşırı güvenle iddiamı ortaya koydum.boru mu lan tarihin en kalabalık olimpiyat kafilesiyle gidiyoduk londralara,5 altını biz oramızı buramızı kaşısak bile alırdık ordan demi,alırdık lan he?
sonuçta noldu nagihanla beraber önce spor bakanımdan sonra da iddiaya girdiğim abimden özür diledim.olimpiyatlar bitmedi belki ama iddiayı kaybettim diyebiliyorum çünkü yüzmeyi bile unutturan,erken çıkış hatasının bile tarihini değiştirecek derecede saçmalatan,ben bu kilolaları antrenmanda dahi kaldırmayı denemiyodum o derece iyiyim ama neden böyle oldu anlamadım dedirten,durmadan spor bakanından özür dileten bi 'baskı'dan söz ediliyo.benim anlamadığım milli sporcu hele hele olimpik milli sporcu kendine özgüveni en tepede olan insan değil midir? altın alın hepiniz demiyorum,yarıştığı dalda baskı yüzünden elenip ağlayan,en azından deneyip yenilecek kadar bile mücadele edemeyen insan nası milli sporcudur onu çözmeye çalışıyorum.elinden geleni yaparsın başaramazsın orası ayrı ama baskı var yapamıyorum,buranın atmosferi farklı,çok etkilendik dışardan demek insan kandırmaktır.nevin yanıt'ta baskı yok mu,ya da kadın basketçilerimizde,bugun rıza kayaalp konuştu adamın vücut dilinden hiç baskı hissediyomuş gibi bi hal sezdiniz mi? nevin koştu mücadelesini verdi başarıyla bitirdi olimpiyatları,tıpkı rıza gibi tıpkı kadın voleybolcularımızla basketbolcularımız gibi.bu olay tamamen büyük sporcu olmakla alakalı ve birilerinin büyük sporcu olmayanları aşırı(!) motive etmesinin sonucu.o karizmatik ses tonuyla sporculara hitap edip,madalyaları toplayıp gelin demekle olmuyomuş demek ki bu işler.ya da madalya değil de çantaları toplayıp geliniyomuş böyle baskı(!) yaratınca.zaten ben hep demiştim suçlu demet akalın diye,o yaratıyo ülke gençliğinin üstünde bi baskı,o baskı da bizim sporcuları geriyo işte,ah demet ah yaktın hepimizi..

demet akalın hepimize gelsin;üstümde kurtuduğun edepsiz baskıya dayanamıyorum..

ayrıca hala bahri tanrıkulu ve aslı çakır alptekin gibi sporcularımızın da o kafilede yer aldığını bilmek ümitli olmaya yetiyo,varsınlar madalya alamasınlar,en azından bana güven veriyolar,daha yarışmaya başlamadan 'kaybedecek abi bunlar' demiyorum hiç olmazsa..

5 Ağustos 2012 Pazar

Algıda sıçıcılık

olimpiyat oyunlarında özellikle de atletizm branşında hep sprinterler ya da kısa mesafe koşan atletler daha ön planda olmuştur,biraz daha netleştirmek gerekirse olayı;medyada sprinterler david beckham ise uzun mesafe atletleri ali eren beşerler popülerliliğinden ileri gidememiştir.david'i hepimiz tanırız onu hatırlatmamıza gerek yok ama hafızalardaki ali eren'i bi tazelesek iyi olur sanırım.
ali eren beşerler
ali'yi solumuza aldıktan sonra devam edelim.neyse ne diyoduk,bu uzun mesafe sporcuları neden hep göz ardı edilir onu bulmaya çalışıyoduk,tamam sporun her dalını seven gençlerimiz buna itiraz edecek ama bi de medya boyutu var işin.spot ışıklarının altında tyson gay dururken,hyunsub kim(bu kim diyosanız azcık aşağıya alalım sizi) hep geri planda kalır,bu düzen böyledir.peki bunun sebebi nedir,neden bu adamlar bir reklam yıldızı olamamışlardır,neden boy boy resimleri çıkmaz bunu uzuun uzuun düşündüm.günlerimi,aylarımı,yıllarımı neredeyse hayatımı verdim bu işe ve sonunda buldum.çok temel iki neden sayıcam şimdi;
1)sprinterlerin kas kütleleri ve kasların erkeğin tipini düzelltiği sanrısı.
2)malesef üzülerek ağlayarak da olsa bunu açıklamak zorundayım,uzun mesafecilerin gizli bir ali eren beşerler topluluğudan oluşması ve ali eren kriterlerini sağlayamayanların uzun mesafeye alınmaması.


şimdi bu kanıya nası vardığıma gelince,uzun araştırmalar sonucu erkekler 5 bin,10 bin,maraton,20 ile 50 km yürüyüş branşlarındaki sporcuların resimlerini tek tek inceledim.elde ettiğim sonuçlar ise üzülsem de tezimi kanıtlar nitelikte.size şimdi bu branşlardaki sporcuların hepsini tek tek gösteremem ama gözüme bir çırpıda çarpanları şöyle bi tanıyalım;



Ali Mabrouk El Zaidi-maraton-libya
Nathan Deakes-avustralya-50 km yuruyus
Miguel Angel Almachi-ekvador-maraton
Soufiyan Bouqantar-fas-5 bin kosu
Youngjun Byun-kore-20 km yuruyus                      
Hyunsub Kim-kore-20 km yuruyus
 işte sollu sağlı tezimi destekler nitelikteki kanıtlar.
 miguel angel'i mesut özil'in zonguldak'tan akrabası olabileciğini düşündüğüm için,nathan'ı gözlerine vurulduğumdan,hyunsub kim'i de ortaokul resimlerinde bana benzediği için aldım.şimdi bu adamları görünce neden bir usain bolt popülerliğinde eleman yetişmediğini anlamış oldunuz sanırım.


en alttaki üçlü dingillere gelince,onlar her kesimde karşımıza çıkan üç beş münferit karakter,o üçünün standartları azcık yükseltmesini tüm camiamıza mal etmek kesinlikle doğru olmaz ve kendilerinin en kısa zamanda camiamızdan ayrılıp bilbordlara konu olmalarını temenni ederiz.
 not;sağ alttaki mohamed farah bu gece 10 bin metre finalinde altın madalyaya uzanıp hem yeteneklerini hem kendisini gösterme fırsatı buldu,dileriz şöhreti uzun soluklu olur,manşetlerden inmez.
Miguel Angel Lopez-ispanya-20 km yuruyus


mohamed farah-britanya-10 metre
Milos Batovsky-slovak-50 km yuruyus

 bayanlara yönelik analizin de çok yakında geleceğini belirtir,maksadımızın muhabbet olduğunu not düşerim;